Ace Combat Fires of Liberation

Bazı şeyleri anlatmak zordur; yaşamak ya da görmek gerekir. Bu, Namco’nun inanılmaz grafikleri ile ağızları açık bırakan, atari (arcade) tarzı uçuş-savaş simülatörü Ace Combat 6: Fires of Liberation için de geçerli. Oyunu gören bir çok kişinin ilk dakika sonunda yaptığı yorumlar, “Oyun değil bu!” şeklindeydi. Evet, aslında bir oyun bu, ama ne oyun! Oyunun bu altıncı bölümünde olağanüstü kokpit görüntüsünden çok daha fazlasının sunulduğunu, acemi pilotlar bile daha ilk dakikadan itibaren görebiliyorlar.

İnanılmaz derecede sezgi yolu ile öğrenmeye izin vermesi ve kullanıcı-dostu oynanabilirliği sayesinde en acemi oyuncular bile bir yandan sürekli düşmanla uğraşırken, diğer yandan hedefe hızla ve isabetli atış yapabiliyor. Ace Combat 6’nın (AC6) standart seyir kontrolü sayesinde, jet avcı uçağına tam olarak hakim olabiliyorsunuz. Böylece hata yapmanız neredeyse olanaksız hale geliyor. Birkaç el hareketi ile, jet avcı ve bombardıman uçaklarını kolaylıkla ve gayret sarfetmeksizin kontrol edebiliyorsunuz. Buna ek olarak, ayrıntılı eğitsel bölümlerde, jet avcı uçaklarının tüm fonksiyonları size tanıtılıyor. Japon yapımcıların havacılık fiziğinin birkaç temel öğesini oyuna yerleştirmesi sayesinde tüm pilotların korkulu rüyası olan tutunma kaybı (stall) oyunda kesinlikle gerçekleşiyor, ancak, böyle durumlar çoğunlukla kontrol altına alınabiliyor. Evet, hatta uçağın düşmesi olasılığını tamamen ortadan kaldıran bir seçenek bile oyunda mevcut. Simulasyon hayranları arasında gelenekçi ve tutucu oyuncuların bundan fazlaca hoşnut kalmayacakları ortada, ama zaten bu tür oyuncular büyük olasılıkla AC6’yı oynamaktan zevk almayacaklar, çünkü oyunda, olaylar fazlasıyla aksiyon ağırlıklı. Neyse ki, neredeyse bir saat süren uçak kalkış ve iniş aşamalarına bu bölümde yer verilmemiş.

Eğer standart seyir kontrolleri aşırı karmaşık gelirse, yeni başlayanlar için oynanabilirliği son derece kolaylaştıran ve en beceriksiz oyuncunun bile oyunu rahatlıkla oynayabilmesini sağlayan daha basit bir seçenek seçilebiliyor. Seçeneğiniz ne olursa olsun, jetinizle göklere yükseldiğinizde sizi bekleyen iki şey olacak: birincisi, aksiyonla dolu bitmez tükenmez hava muharebeleri ve ikincisi ise bakmaya doyamadığınız muhteşem bir manzara. Takipçi perspektifinden, büyülenmişçesine, son derece ayrıntılandırılmış manzaralara ve yüksek çözünürlü dağ, göl, kırlık alan görüntülerine bakarken, sanki gerçek bir film klibi seyrettiğiniz duygusuna kapılıyorsunuz. Güneş ışınları uzakta, tüm ayrıntılarıyla görüntülenen uçak modelleri üzerinde oynaşırken, insan saatlerce - ya da en azından ilk düşman formasyonları ile karşı karşıyana gelene ve silah arkadaşlarıyla birlikte hücum moduna geçinceye kadar - havada kalıp bu ortamın doyasıya tadını çıkarmak istiyor.

Bundan sonra, yani muharebe başlar başlamaz, artık muhteşem manzaralara dikkat edecek zamanı bulamıyorsunuz. Ace Combat serisinde alışılagelmiş olduğu gibi, bu bölümde de, görevler çok düzeyli tasarlanmış ve ana görevlerin yanısıra ikincil görevlere de her zaman yer veriliyor, ama bunları yerine getirmek çoğunlukla zorunlu değil. Eğer, ikinci derecede önem taşıyan hedeflerin peşinden koşmaya karar verirseniz, hem bu görevlerin ardından uçak ve çeşitli silah sistemleri satın alırken kullanmak üzere ek kredi kazanabiliyorsunuz, hem de düşman üssüne ya da son düşmana doğru izlenecek güzergâh da giderek kolaylaşıyor. Ancak, arada, tek amacı sizi havaya uçurmak olan yüzlerce düşman var. Düşman jetleri, yer savunması, özel filo, uçan kale gibi farklı unsurlardan hangisi ile uğraşırsanız uğraşın, AC6’da yeteri kadar aksiyon olmadığı şeklinde bir şikayette bulunamazsınız.

Oyunun yapımcıları ara sıra dozu kaçırmışlar. Örneğin, hava muharebeleri düşman ve dost birliklerle dolup taşarak aşırı kalabalık hale gelebiliyor. Bu da neredeyse kaosa neden olarak, dikkatinizin dağılması riskini beraberinde getiriyor. Yine de, kritik durumlarda, görevin başında seçtiğiniz birçok özel silahtan birini kullanarak ve örneğin, bir atışta dört düşmanınızı vurup düşürerek; ya da bir düğmeye basıp hedefinize kilitlenip hedefin üzerinde kalarak kendinize çeşitli fırsatlar yaratabiliyorsunuz. Ayrıca, hikâyenin gelişiminde kullanılan uzun ara videolar sırasında da bir nebze de olsa soluk alma şansınız oluyor. Ancak, ne yazık ki sonuçta, bu minik ara filmler gerektiğinden daha uzun soluklu ve aslında konuyla da pek yakından ilgili değiller. Bu nedenle, trajik gelişmelerle gerçek anlamda bir duygusal bağlantı kurulamıyor.

Oynanabilirlik açısından oyun, tek oyuncu modunda seriyi başından beri oynamış olan tecrübeli oyunculara yeni bir şey sunmuyor. İnternet üzerinden oynanan çoklu oyuncu modu ise, çevrimiçi özellikleriyle yenilik dolu. İlk olarak, internet üzerinden diğer oyuncuların savaşçılarına karşı rekabet ediyorsunuz ve bu süreç içinde, en fazla 16 avcı pilotuna karşı heyecanlı hava muharebelerine giriyorsunuz. Ölüm maçı (deathmatch) ve takım oyunu (teamplay) seçeneklerinin yanısıra en fazla dört oyuncunun bir araya gelip oynayabileceği bir işbirliği (co-op) modu da var, ancak bu mod sadece bazı görevler için oynanabiliyor, ne yazık ki kampanyanın tamamı bu şekilde oynanamıyor. Gerçek oyuncular tarafından oynanan düşmanlar, yapay zekâlı pilotlardan daha zeki ve kurnazca hareket ediyor ve çoğunlukla hata affetmiyorlar. Sonuçta ortaya farklı ve heyecanlı muharebeler çıkıyor ve bu da sizi oyunun başında uzun süre kalmaya motive ediyor.

MS

 

Kaynak:GamesRapidShare

Trackback URL

Yorum Yazın.

Game-Turkey Copyright © 2008 All rights reserved.
GamexSp 1.0 WP-Theme Designed by Spaksu Theme Edit Game-Turkey
Kapat
E-posta ile paylaş