Assassin’s Creed
Nisan 16, 2008 Kategori Oyun |
Bu bir Lordun hikayesi. Adı Altair, mesleği Suikastçılık. Cinayet Altair’in günlük işi, aynı zamanda modern Parkour sporunda eşine rastlanmayacak bir kişi. Modern Parkour da ne, dediğinizi duyar gibiyim. Bu, A noktasından B noktasına mümkün olduğunca hızlı bir şekilde ulaşmanız gereken çılgın bir spor. Ev duvarları, çitler veya merdivenler gibi engeller, tırmanarak veya zıplayarak aşmanız gereken nesneler ve tehlikeli ve hızlı maceralar günlük hayatın bir parçası. Ancak Assassin’s Creed’de, hızlı maceradan çok, ‘bela’ söz konusu.
[UPDATE]
İlk izlenime yeni 2.00 bellenimle bağlantılı çakışmalar hakim. Örneğin, Newsticker (Bilgi Panosu)’nu kapatmak daha az soruna neden olabilir.
Suikastçıların küçük düşmesine siz neden olduğunuz için, kendi hatanızı düzeltmek ve ait olduğunuz katil takımının onurunu kurtarmak da size düşüyor. Altair’in statüsü Ayın Katilinden Çaylağa düşüyor ve sicilindeki bu korkunç kaydı telafi etmek için, dokuz kişiyi öteki dünyaya göndermesi gerekiyor. Komutları Efendi veriyor ve Efendi kaçamak cevaplara veya sahte baş ağrılarına kanmıyor. Öyleyse, işe koyulalım ve atları eyerleyelim!
Sizi ve etkileyici, antik konumlara gitmenizi sağlayacak atınızı muhteşem bir açık dünya bekliyor. Şam, Kudüs veya Akka gibi tarihi şehirler rahat bir şekilde gezilebilir ve çatılı, tuğlalı evler ellerinizle ne kadar sıkı kavradığınızı ve ayakkabılarınızı test etmeyi bekliyor. Yolları ve sokakları insan yığınları dolduruyor, satıcılar bağırarak mallarını satıyor ve dağınık gözcüler ilerlediğiniz yönde güvensiz bakışlar atıyor. Güvensizlik çok belirgin hale gelirse, dindar bir alim görünümüne girerek, dikkatlerden kaçabilirsiniz.
Gerçek bir tek kişilik şov olduğunuz için, kötü bir şey yaparken mümkün olduğunca dikkat çekmemeye çalışmalısınız. Aksi halde, teyakkuzdaki muhafızlar çok çabuk başınıza bela olabilir ve hemen oradan uzaklaşarak, en kısa zamanda saklanacak bir delik bulmaya zorlayabilirler. Alerji o günlerde o kadar yaygın değildi, hızlı bir şekilde bir saman yığınına atlayarak, takip eden bakışlardan kurtulabilirsiniz. Tezgahlar ve çatı bahçeleri de iyi bir sığınaktır. Kimse sizi görmezken, aniden zıplarsanız, kısa süre içinde sizi aramaktan vazgeçerler.
Kaçarken bir yerinize kramp girerse veya sadece kan akıtmak gibi bir fantezi kurarsanız, adamınızı savaşa sokabilirsiniz. Dövüş sistemi ve genel kumanda sistemi oldukça yenilikçi. Vücudun parçalarına dört ana tuş atanmış; baş için üçgen, silah eli için kare, serbest el için çarpı ve bacaklar için X düğmesi. Parmağınız yan tuşlarda olduğu sürece, ‘görünmez modda’ kalırsınız ve R1 düğmesine bir kez dokunarak ‘görünür moda’ geçersiniz. Bu modda, duvara tırmanmak, cesur atlayışlar yapmak, karşı saldırıda bulunmak, sıvışmak, rakiplerle dövüşmek gibi her tür davranışta bulunabilirsiniz. Özellikle karşı saldırılar güzel animasyonlu rakip saldırıları sağlıyor.
Assassin’s Creed açık bir şekilde Parkour kareleri, dövüş sahneleri ve sinsi cinayetler üzerine kurulu. Bir duvarın üstünde koşmak, ardından saldırı altındaki bir bölgeyi baştan başa yüksek uçuşlu sıçramalarla ve çevik tırmanışlarla geçmek ve herhangi bir ipucuna sahip olmayan muhafızları çok arkada bırakmak çok eğlenceli. Tamamının üzerine çıkabildiğiniz ve mevcut göreviniz için referanslar ve işaretler içeren dikkat edilmesi gereken yüksek binalarda kartallar süzülüyor. Maalesef farklı görevlerin tanıtımında fazla bir çeşitlilik yok ve bir göreve başlamadan önce ilk olarak Suikastçıların ofisini bulmanız gerekiyor.
Ofisi bulun, dikkat edilecek noktaları ölçekleyin, gerekli bilgiler için çeşitli insanları dövün, soyun, dinleyin veya susturun ve söz konusu hedefi ortadan kaldırmak üzere nihai emri almak için ofise geri gelin. Birkaç istisna dışında, bu prensipten çok az sapma var. Oyun sonuna kadar sizi motive ediyor ama her şeyi görmediğiniz veya her şeyi elde etmediğiniz hissine kapılıyorsunuz. Şaşırtıcı derecede çekici dublör sahneleri ve aksiyon olmasaydı oyunu kısa süre içinde monoton olarak niteleyebilirdiniz. Oyunun tamamı doğrusal geliştirilmiş olsa bile, kendiniz yaşadığınız ve karar verdiğiniz öykü ve yaşadığınız bu süreç büyüleyici.
Assassin’s Creed’in geldiği kaygan ambalaj da özel bir hava veriyor. Gerçekçi gölgelendirme, dev, güzel modellenmiş şehirlerdeki güneş ışığı ve uzak ufuklar tamamen ikna edici. Düğmelere dikkatli basarak ve kumandayı özenli kullanarak ilerlerken gerçek orta çağ atmosferinde şehirler görüyorsunuz. Tüm çevreyle ve bulduğunuz nesnelerle etkileşim, gerçekten canlı bir deneyim sağlıyor. Hareketler, jestler ve konuşmalar iyi hazırlanmış ve senaryoların gerçekçiliğine katkıda bulunuyor.
Maalesef özellikle PS3 versiyonunda kendinizi bazı gariplikler olduğunu da görüyorsunuz. Bir savaşta dövüşürken kesme hataları, kare düşüşleri ve sistem çakışmaları içinde kendinizi buluyorsunuz. Klonlanmış karakter modelleri ve tekrarlanan NPC ifadeleri de nadir görülen durumlar değil. Ayrıca muhafızlar da güvenilir tepki vermiyor. Doğrudan görüş hattındayken bile, gizli bıçağınızla hedefinizi ortadan kaldırabiliyorsunuz ve muhafızlar peşinizden gelmiyor. Ancak bunlar oyunu keyfinden fazla bir şey götürmüyor. Sürükleyici ve büyüleyici müzik, müthiş ses efektleri ve süper grafikler oyun keyfine büyük katkı sağlıyor.
EB
Kaynak:GamesRapidShare














