Crysis

“Tatil fotoğrafları mı?!”, dedi haklı olarak, yanında sürekli yemek sayıklayan arkadaşlarından kaçarak odama sığınan güzel bir iş arkadaşım. Kız, şaşkınlık içinde ekranıma tekrar baktığında, kendinden daha da emin aynı soruyu yineledi. “Bunlar kesin tatil fotoları olmalı.” Bu, bir ada dolusu tetik manyağı Kore’li ve uzaylılar ile birlikte muhteşem bir tatil olurdu herhalde. Tabii, herkesin kendine göre seçimi farklı.

Bu düşünce sürekli kafamı kurcalıyordu zaten. Sevgili iş arkadaşım birçok kez Crysis ile ilgili endişelerimi dinlemek zorunda kalmıştı. “Sadece üst kalitede bilgisayarlarda çalışan 45 Euro sınıfında bir ürün olsaydı, bu onun için gerçekten de yazık olurdu.” Ancak Crysis farklı – bu bir oyun sonuçta, verdiğiniz her kuruşun karşılığını aldığınız, eğlenceli bir oyun. Hem de bu kadar beklemeye değer bir oyun. Ancak dikkat: Crysis’in zevkine ancak yüksek kalitede bir bilgisayarda varabilirsiniz.

Bir oyun eleştirmeni olmanın en zevkli yanı bu. Bir test laboratuarının kimsenin erişemeyeceği bir yerinde bulunan bir bilgisayar düşünün. Bilgisayar oyunu oynayan herkes, evinde böyle bir bilgisayarın olmasını ister. Bu bilgisayar çok güçlü, yani iyi ve pahalı olan her türlü özelliğe sahip. Ve biz, iş arkadaşlarımızın kıskanç bakışları altında, bu bilgisayarda tatil şeylerini … yani pardon Crytek tarafından yaratılan yeni shooter oyununu yakından inceledik.

Giriş bölümünden oyuna geçiş … bir dakika ya … burada bir geçiş bölümü var mı ki? Evet, var. Bunun ancak yeni farkına vardım, fareyi kullanarak oyun kahramanı Jake Dunn’un (takma adı “Nomad”) kafası oynatılabiliyormuş. İşte Crysis böyle muhteşem. Tuhaf bir tayt giymiş bir adam tam önümde duruyor. Ancak burada şu noktaya hemen açıklık getireyim: Hayır, arkadaşların verdiği bir fetiş partisinde gelmedik. Bu bir nano giysi. Bunun sayesinde oyunda Nomad ve ABD Özel Güçler Birimindeki arkadaşları, 10 saat boyunca hayatta kalabiliyorlar. Bu, dört farklı işleve – zırh, güç, gizlenme ve hız – sahip giysi olmazsa olmaz bir şey, çünkü arkeoloji ekibinin, basit olması beklenen bir kurtarma operasyonu dahi, katılan herkes için bir kabusa dönüşebiliyor.

Uçaktan kötü bir atlayış sonrasında, bir an heyecandan nefesim kesiliyor. Bunun nedeni, zavallı Nomad’ın birkaç kemiğinin kırılmış olması değil (nano giysisi ve şansı sayesinde suya çarpmanın etkisi azalıyor); şaşkınlığım daha önce bir oyun için yaratılmış böyle güzel bir manzara görmemiş olmamdan kaynaklanıyor. Okyanusun hafifçe dalgalanan su yüzeyi ve canlı bitki örtüsü beni gerçekten de çok etkiledi. Sanayileşmeden kendini kurtarabilmiş bu adada, rüzgarda hafifçe salınan ağaçların ve önümde oradan oraya zıplayan kurbağaların arasında ilerlerken, ıssız vahşi doğanın kokusunu duyar gibiyim. Crysis’in grafikler açısından, bu oyun sınıfındakilerden bir gömlek üstün olduğu kesin.

Oyunun ilk beş dakikasını, ağaçlara ateş edip devirmekle ve oyunun büyüleyici fiziksel yapısını test etmekle geçirdim. Çevredeki nesnelerin tümüyle etkileşim mümkün - bu, bir kaplumbağayı, çevreci takım arkadaşınızın şaşkın bakışları arasında uçurumdan aşağı fırlatmak da olsa. Önce yavaş yavaş başladım nano giysiyi denemeye, sonra power moduna geçerek dozu iyice artırdım - sonunda dayanamadı.

Bir süre sonra kontrolüm altındaki Nomad ilk insan düşmanıyla karşılaşıyor. Nano giysi fonksiyonuna geçtim, gizlenme fonksiyonunu aktive ettim ve ona gizlice yaklaştım. Adam tropik güneşin altında avare bir şekilde dolaşırken (asker elbisesi içinde felaket terliyor olmalıydı) sinsi sinsi arkasından yavaşça yaklaştım. Ve sonra (tak!) Boğazına sarıldım, hedefi bulan bir kaç darbe ile işini bitirdim (animasyonlar çok güzel) ve kendisini tahtalı köye yolladım. Bu çok kolay oldu doğrusu! Devriye gezen iki arkadaşı hiçbir şey fark etmediler. Yapay Zeka açısından, Crysis hiç de fena değil, ancak işlemcinin uşakları çok da akıllıca davranmıyorlar. Ancak bu benim için çok da önemli değil, çünkü Crysis’te zaten beş para etmez güruhla dolu, ortalıkta Koreli savaş fanatikleri veya uzaylı buzdolabı yaratıkları kol geziyor. Program karşımıza bu haydutları çıkardığında, bunlar çatışmayı heyecanlı bir hale getirmeye yetecek sayıda oluyorlar, ama bu asla adil olmayan koşullar yaratmıyor. Eğer tropik bir adada insan avcılığı yapmak isterseniz, Crysis’te bu özgürlüğe sahipsiniz; çalılılıkların içine sinerek, susturuculu tüfeklerle kötü adamların tam kafasına mermiyi yapıştırabiliyorsunuz. Ancak oyunun sonlarına doğru bu özgürlüğünüz biraz kısıtlanıyor, çünkü uzaylılar pek normal insanlar gibi davranmıyorlar. Yine de, Crysis’te oyunun sonlara doğru, (ancak hikayenin akışı içinde bakıldığında bu gayet mantıklı da) olay sürekli ateş etmeye dönüşüyor. Maalesef!

Oyunun hikayesi biraz “bana terminatör derler, var mı karşıma çıkacak, uçanı kaçanı vururum” durumuna dönüşse de, sürükleyici sahneler motivasyonu adım adım artırıyor. Her farklı ruh hali, şimdiye dek bilgisayar oyunlarında gördüğüm en güzel ve gerçeğe yakın yüz animasyonlarıyla desteklenmiş. Oyun deneyimi çeşitliliği, macera zengini Crysis’in zaferini taçlandırıyor. Kâh bir çalılıkta pusu kurabilir, kâh bir tankı havaya uçurabilirsiniz. Karada, denizde veya havada Crysis her olanağı sunuyor ve ayrıntılara önem veriyor. Dikey kalış iniş yapabilen uçaklara binmek, gemi seyahatleri veya çalılık alanda bir jip yolculuğu, bunların tümü mümkün.

MS

 

Kaynak:GamesRapidShare

Trackback URL

Yorum Yazın.

Game-Turkey Copyright © 2008 All rights reserved.
GamexSp 1.0 WP-Theme Designed by Spaksu Theme Edit Game-Turkey
Kapat
E-posta ile paylaş