Lost Odyssey

Zor zamanlar başladı. Her “Çoğu sadece Playstation’da bulunan Japon RPG oyunlarını oynamayı seviyorum” diyen oyuncular için zor zamanlar. Peki, bunu bir noktaya kadar anlayabiliyorum. Lost Odyssey, Microsoft etiketiyle yalnızca XBOX360’ta çıktı. Bütün Final Fantasy hayranlarına sıkı bir darbe. Ancak öte yandan, bu oyuncular artık hiç Final Fantasy oynamamış biri için bu oyunun Japon dönüşümlü rol oynama oyununa mükemmel bir giriş olduğunu görebiliyor (şimdi gerçekten yüzlerce tatsız e-postayı davet ediyorum). Bunlardan XBOX360’ta çok az sayıda var.

Özetle: İşime bu kadar bağlı olmasaydım, hala evde oyun oynuyor olurdum. Kesinlikle çok yorucu – başka hiçbir şey yapamıyorsunuz. Bu arada da insan vücudundaki % 60 su içeriği aynı oranda kahveye dönüşmüş oluyor. Ama bu sadece varsayımsal bir durum, neyse ki gerçekleşmedi, ya da gerçekleşseydi sosyal yeteneksizliğimi gizlemek için sesimi çıkarmazdım. Yine de OLABİLİRDİ. Çünkü geçen her dakikayla birlikte notlarım beni Lost Odyssey’e çekerken, içimde sınırsız bir şekilde her şeyi bırakıp kendimi yeniden oyuna verme güdüsü uyanıyor. Ama bunu yapamam. Final Fantasy serilerini ve taraftarlarını bilen ve seven arkadaşıma Lost Odyssey’i yalnızca onun yanında oynayacağıma dair söz verdim. Çok yazık.

Eğlenceli bir oyun için temel bir formül olsaydı, Lost Odyssey’de kullanılırdı. Öyle bir şey olmadığı için, sizi Lost Odyssey’e neyin çektiğine dair bir tez ortaya atma cesaretini gösteriyorum. Yapacak başka hiçbir şeyiniz yoksa. Bir editörün oyun oynamaktan başka hiçbir şey yapmadığı ve bütün boş zamanlarını ekranın önünde geçirdiği ve bu nedenle bunu zorunlu olarak inkar etmesi gerektiği hissine kapılsanız bile. Başka boş zaman faaliyetlerimiz de var tabi. Ne yazık ki, Lost Odyssey bunu göstermek için gelmiş geçmiş en kötü örnek, çünkü bütün diğer hafta sonu işlerim tamamen geri planda kaldı. Bu, oyunu ne kadar süredir oynadığınızı tam gösteren skordan daha iyi anlaşılıyor. Sonu gelmeyen bir oyunun pençelerinde idiyseniz evet bu çok iyi olurdu. Ama kaydedilen skor 25’i gösterdiğinde ve 25 saattir durmadan ve uyumadan oynadığınızı fark ettiğinizde üzücü.

Yani ne demek istiyorum? Acemilik günlerimde (Acemilik statümden, en azından kısmen çıktığımı kastetmiyorum) bir keresinde kendime dönüşümlü bir RPG ile eğlenmenin nasıl mümkün olabileceğini sormuştum. Lost Odyssey tam da bunun nasıl olacağını gösteriyor. Yalnızca (kanıtlanmış!) dövüşme sistemiyle değil. Her şeyin bileşimi. Dövüş çeşitleri, keşif, seviyeler ve öykü. Lost Odyssey’de “sıkılmak” diye bir kavram yok. Oyun size istediğinizi yapma özgürlüğü veriyor. Elbette, dilerseniz takip edebileceğiniz doğrusal bir öykü var. Ana karakteriniz Kaim’i çarpıcı kent manzaralarında uzun yürüyüşlere çıkarabilir, bütün sakinleriyle çene çalabilir ve komik yan maceraları çözebilirsiniz. Bir de köpeği kaçan zavallı kız var. Tabi yalnızca sefil köpeği arayacak vaktiniz yok, ama şans eseri şehirde karşınıza çıkarsa, köpeği kıza iade etmek hoş bir davranış olur. Bunu yapmanın küçük bir de ödülü var. Ya da üç neşeli sokak çocuğu size hayatınızın şansı olan çetelerine katılma şansını verdiğinde. Ama önce onlara bir oyuncak bebek, balon ve bir maket gemi bulmalısınız.

Muhteşem bir şekilde detaylandırılmış şehirlerde ya da ormanda yorulmaksızın dolaşırken, Final Fantasy’nin önceki üreticisinin programı, sistem biraz eski moda görünse de dönüşümlü dövüşlerin eğlenceli olabileceğini gösteriyor. Her Mob için taktik bir önkoşul. İlk adım olarak, son derece açık olan menüden birlikleriniz için bir tertip belirlemeniz gerekiyor. Savaşçılarınızı ön sıraya koymanız ve büyücülerinizle doktorlarınızı arka sıralarda tutmanız tavsiye edilir. Ön sıra hareketsiz durursa arka sıradaki Char’lar çok daha az hasar alıyor. Kaim’i iyileştirmeli miyim, yoksa onu bir sonraki saldırı için hazırlamak daha mı iyi olur? Mob’lar ona saldıracak mı? Cana yakın Japon RPG’leri birden bire rahat bir şekilde yerli geliyor. Element Element’e karşı. Su Mob’larına en iyi Ateş darbeleriyle saldırılıyor falan filan. Yine de olaya biraz yenilik katmak için, Mistwalker’daki adamlar bir “Yüzük Sistemi” eklemiş. Tüccarlarla olan maceralarınızda, vazolarda ya da başka saklama yerlerinde yüzükler buluyorsunuz. Ya da, menüdeki Mob-Drops seçeneğini kullanarak kendi yüzüğünüzü de üretebilirsiniz. Bu yüzükler size ve takan herhangi bir karaktere ilave hasar bonusları veriyor. Bunları kullanmak için, bir saldırıyı işaret etmek üzere Mob’un etrafında bir halka kullanıyorsunuz. Sonra RT düğmesiyle ilkinin üzeirne ikinci bir halka yerleştirebilirsiniz. Halkalar kesişir kesişmez, hemen RT düğmesini bırakmalısınız. Düğmeyi çok erken ya da çok geç bırakırsanız, etkili olmuyor ya da yarım etkili oluyor. Ama halkayı diğerinin üzerine “mükemmel bir şekilde” bırakırsanız, epey bir ekstra hasarın keyfini çıkarıyorsunuz.

Dövüşlerden ne alıyorsunuz? Deneyim puanları ve yetenekler – doğru! Lost Odyssey’de iki tür karakteriniz var. Yenilmez ve normal. Ana karakter Kaim bir Yenilmez. Seviyeleri atladıkça yetenek kazanmıyor. Ama bir yetenek sistemi kullanırsanız, “normal” grup üyelerini izleyip öğrenerek yetenekler edinebiliyor. Bu, bireysel karakterinizi tamamen istediğiniz gibi yapılandırmanıza olanak veriyor. Ama merak etmeyin – Kaim ve Ölümsüz arkadaşları yalnızca izlemekle kalmıyor. Yetenek sistemini kullanırken kolye, gözlük veya benzeri aksesuarlar da sağlanıyor. Düşmanınızın sahip olduğu yaşam puanlarını söyleyen bir nesne taşırsanız, ölümsüz karakteriniz birkaç dövüşten sonra sistemin nasıl çalıştığını öğreniyor ve daha fazla yatırım yapmasına gerek kalmadan nesnenin kapasitesini kullanabiliyor.

Bu çarpıcı şehirleri ve muhteşem dövüşleri gidip tecrübe etmeniz için bir nedene ihtiyacınız olduğundan, Mistwalker ekibi “Lost Odyssey” paketine muhteşem, duygusal bir hikaye yerleştirmiş. Biraz suratsız ana karakteriniz Kaim bir paralı asker. Hem de işinde oldukça iyi. Avantajı mı? Ölümsüz. Bir yaşında ve hafıza kaybı yaşıyor. Dünyanın her yerini gezip 1000 yıl boyunca savaşmak ve eninde sonunda bunu niye yaptığını unutmak biraz sinir bozucu olmalı. Ama bu Kaim hakkında çok şey söylüyor. Ketum ve depresif Kaim, sadece müşterilerine değil arkadaşlarına da biraz kibirli davranıyor. Bir de pek sağlam olmayan ama yine de eğlenceli Jannson ve peşinden ayrılmayan Seth var. Oyun ilerledikçe, daha pek çoğu ortaya çıkıyor. Ama burada size hepsini anlatmayacağım.

Marc Rein’in Unreal Engine 3’ü kullanmaktan memnun olduğu açık. İşi için iyi sonuçlar ortaya koymuş ve Lost Odyssey’in eski moda oyununa biraz Yeni Nesil havası katıyor. Ancak, Lost Odyssey’in sınırsız dünyası zavallı XBOX360’a çok fazla geliyor. Kare dropları ve korkunç kekelemeler son derece yaygın. Ama müzik hayranları Nubuo Uematsu’nun haşmetli, epik sesine bayılacak. Bir kez daha bir başyapıt.

MS

 

Kaynak:GamesRapidShare

Trackback URL

Yorum Yazın.

Game-Turkey Copyright © 2008 All rights reserved.
GamexSp 1.0 WP-Theme Designed by Spaksu Theme Edit Game-Turkey
Kapat
E-posta ile paylaş