Mario & Sonic at the Olympic Games

Ateş ve Su. Bu ikisi bir arada olamaz. Bir zamanlar sıkı iki rakip olan, Mario ile Sonic arasında Olimpiyat bayrağı altında yapılan bu ilk işbirliğini kastetmiyorum tabii – bu eninde sonunda olacaktı zaten. Dreamcast’ın kapanmasından ve Sega’nın yayıncı olarak yeni konumuna bakıldığında – özellikle de Sonic’in Nintendo konsollarında satılmaya başlamasından sonra, bu zaten bekleniyordu. Böylece iki eski rakip Mario ve Sonic, artık hiçbir sorun yaşamadan aynı oyunu paylaşabilecekler. Neden olmasın ki? Hayır, demek istediğim o değil, arada anlaşılması güç başka bir çelişki var. Spor ve Oyun – bu ikili beni hep huzursuz etmiştir.

Seksenli yıllarda, monitör başında aylak aylak oturan oyuncuların vicdan azaplarını biraz olsun dinsin diye spor oyunları icat edildi. Başlangıçta bunlar, nefes nefese joystick çevirerek veya deli gibi tuşlara basarak yapılan, insanlara ve makinelere yönelik dayanıklılık testlerine benziyorlardı. Sonraki yıllarda, spor oyunları daha rafine bir hale geldi ve oyunların mekaniği geliştirildi. Burada sihirli kelime “simülasyondu”. Wii ile birlikte, eski değerler farklı bir platformda yeniden dirildi. Oturma odalarımıza tekrar misafir olan, seksenli yılların Winter Games veya California Games gibi oyun koleksiyonları ve anlamsızca Wiimotes sallamak ise moda oldu. Yani, ‘spor yap zinde kal’ çılgınlığı artık oyun konsollarına bile musallat oldu. Oyun oynarken bile her bir gözenekten ter fışkırmalıydı. Ün ve şeref için amansız bir savaş vermek lazımdı.

Olimpiyatların zamanını değiştirmeyiz tabii ama oyun birkaç ay erken geldi sanki. Mario & Sonic at the Olympic Games kasvetli kış günleri ortasında açan bir yaz güneşi gibi. Mario adını taşıyan tüm diğer spor oyunlarında olduğu gibi, her şey parlak, rengarenk ve tatlı çocuksu bir havaya sahip. Mario & Sonic dünyasındaki tüm farklı karakterler, her zaman egzersiz yapmaya hazır bekliyorlar. Dr. Robotnik ve Tails’in, yanı sıra Peach ve Wario gibi tanıdık karakterler de yine burada. Sporcular dört farklı kategoriye ayrılmış örneğin Yoshi doğuştan hızlı, çevik, Wario güce dayanan sporlara yatkın – ona ne şüphe. Özellikleri uyarlamak istiyorsanız, Mii üzerinden değişiklik yapabilirsiniz. Ancak ne yazık ki, sistem tarafından karakter avatarlarına hangi özelliklerin atanacağını etkilemek veya anlamak mümkün değil.

Olaylar ise az çok tanınan spor dalları üzerinde yoğunlaşıyor: Kürek, eskrim, koşu ve atıcılık. Amacımız ise daha yükseğe, daha hızlı ve daha ileri. Bazı ender spor dalları da koleksiyona katılmış. Olimpiyatlarda, atıcılığın skeet diye bir dalı olduğunu bilmiyordum örneğin. Sega, uygulamada diğer minigame koleksiyonlarının tanıdık mekaniklerini kullanıyor. Koşmak için, Nunchuk ve Wiimote’yi mümkün olan en hızlı şekilde aşağı yukarı çekiştirmek gerek. Çekiç atmak için Wiimote yukarı kaldırılmışken döndürülmek zorunda; bu Ubisoft’un Raving Rabbids oyunundan tanıdığımız inek fırlatmaya benziyor – bu arada, aman diyelim alçak avizelere dikkat!

Allah’tan, her şey denenmiş ve test edilmiş hareket dizilerine dayanmıyor, aksine yeni hareket modellemeleriyle birçok spor dalına orijinallik katılmaya çalışılmış. Zıplama hareketi, Wiimote yukarı doğru silkilerek gerçekleştiriliyor; kürek çekmek için de dairesel hareketler yapmak gerekiyor. Ne yazık ki, bazı spor dalları gereksiz bir karmaşıklığa sahip: Örneğin üç adım atlamanın gerektirdiği hassas zamanlama, eni konu, cesaret kırıcı derecede zor. Okçuluk da gereksiz bir şekilde zorlaştırılmış ve insanı hemen bıktırıyor. Trambolinde zıplamak ise daha kolay – havadayken, bir biri ardına doğru tuşlara basmak gerekiyor. Yavaş kalırsanız, çuvallarsınız söyleyelim. Mario & Sonic at the Olympic Games, belirli spor dalları seçilirse, bir arkadaş grubuyla, heyecandan ter içinde ve eğlenceli bir akşam geçirmek için yeterli malzemeyi sunuyor. Oyunun iyi tarafı, kendi gruplarınızı oluşturmanız mümkün. Böylece oyun dışında kalan kimsenin neşesi kaçmıyor. Ancak Sega’nın yeni spor dallarını neden tümüyle tek oyunculu moda dahil ettiğini anlamak mümkün değil.

Yeni spor dallarına erişebilmek için, tek oyunculu modda farklı görevleri tamamlamak gerekiyor. Bu bazen oldukça zor olabiliyor, özellikle de, oyunun talimatlarında görev hedefi hakkında bilgi verilmediği için. Görev hedefine ulaşmak amacıyla, Peach’in çekiç atarken bağırmasını sağlamak için ne yapılması gerektiğini hala bulabilmiş değilim mesela. Ancak tek yapmanız gereken dişinizi sıkıp beklemek, böylece dream events’e ulaşabiliyorsunuz. Burada da yine bilinen dört spor dalı var ki, burada oyunun gerçekçilik sınırı bir anda aşılıyor. Pistin üzerine eşyalar ve küçük tuhaf engeller konulmuş örneğin. Yeni hareketleri ile, eskrim de çok daha heyecanlı bir hale getirilmiş. Bu oyunun içerdiği tüm sporlar için yapılsa harika olurmuş doğrusu, çünkü bazı sporlar gerçekten anormal sıkıcı. Bir Sonic oyununda, Mario’dan gerçekçilik beklemek çok saçma olurdu zaten.

MK

Kaynak:GamesRapidShare

Trackback URL

Yorum Yazın.

Game-Turkey Copyright © 2008 All rights reserved.
GamexSp 1.0 WP-Theme Designed by Spaksu Theme Edit Game-Turkey
Kapat
E-posta ile paylaş