Rainbow Six Vegas 2
Nisan 16, 2008 Kategori Oyun |
Ya da Six Vegas 1.5 mı demek gerek? Sürüm sayısını bu şekilde düşürmekte haklıyız gerçekten de. Hayır, Vegas 2 kesinlikle kötü bir oyun değil. Ancak piyasaya sürülmeden önce açıklanan değişikliklerin ardından Vegas 2 gözümden düştü doğrusu. Oyun etkileyici olmaktan uzak. Eksik olan ne peki? Eksik olan şey “yenilik”.
Bir arkadaşımla dönüp dolaşıp bu konu hakkında tartışıp duruyoruz. Ona göre, oyunlar için sürekli yenilikler icat edilmesini gerekli değil. Eskilerini zaten yeterince eğlenceli buluyor. “Bildiğinden şaşma,” diyor yani. Buna karşın benim görüşüm: Yeni oyun türü standartları getiren yenilikler getiren ya da yeni bir oyun türü “yaratılmasını”, sağlayan yeni çığır açan oyunlar olmasa “bilgisayar oyunu endüstrisi” nerede olurdu acaba? Tabii sözüm ona 3. sürüm olup da, eski oyunun hiçbir değişiklik yapılmadan yeni bir grafik arayüz ile ambalajlanıp önümüze sürüldüğü oyunlar da var. Yani mesela shooter oyunlarında. Doom 3 ile Doom arasında ne fark var? Daha iyi bir görüntü, başka bir şey değil. Bu somut örnekte aslında her şey gayet açık. Doom oyununu satın aldığımda, neyle karşılaşacağımı biliyorum. Saçma sapan canavarlar öldürmek. Rainbow Six’in ilk oyunu taktik shooter türü oyunlar için öncü niteliğindeyken, serinin ikinci bölümü “Rainbow Six Vegas” çok sıkıcı ve yavan geliyor.
Girişte de belirttiğimiz gibi Vegas 2’nin eni konu iyi bir oyun olduğu düşünüldüğünde, belki bu eleştiri biraz ağır gelebilir. Ama bunların söylenmesi gerekiyor. Rainbow Six Vegas 2’i öncekilerden ayıranın ne olduğunu bulabilmek için yani. Burada bir deneyim puanı sistemi (EP) getirilmiş, bu hikaye modunda da çalıştırılabiliyor. Yani oyun ilk başladığında kendi başınıza tasarlayabileceğiniz bir karakter oluşturabilirsiniz. Kar maskesi veya balıkçı beresi, kamuflaj desenli ya da moda siyah renkte. Buna kendiniz karar verebiliyorsunuz. Karakterimizin sıkıcı sıradanlıkta suratını bir motosiklet maskesi ve taktik güneş gözlüğü ile kapayıp, asker şapkasını da kafasına ters geçirdikten sonra oyuna başlayabiliriz.
Oyunun oynanışı öncekinden pek farklı değil. Basit emirler verebileceğiniz, 2 kişiden oluşan bir timin lideri olarak dolaşıyorsunuz. Şuraya gidin, ipi kullanın. Buraya baskın yapın. Ancak tüm zorluk aşamalarında en yüksek başarıyı timinizi “takip” veya “saldırı” konumunda kullandığınızda elde ediyorsunuz. Bunu yaparken, oyun hikayesine bağlı olarak, genellikle bir binada sonuçlanan ya da tüm teröristlerin temizlenmesi ve ardından helikopterle bir sonraki görev yerine uçmanızı gerektiren farklı görev hedeflerine ulaşmanız gerekiyor. Oyun genelde birkaç taktik unsur ile süslenmiş yoğun bir aksiyona dayanıyor. Ama tabi bu, dümdüz ön cepheden saçma sapan saldırılar demek değil. Aslına bakarsanız oyunda yapılan tek değişiklik, karakteriniz (Bishop) artık depar atabiliyor olması, böylece artık el bombalarından kaçmanız mümkün. Rakibiniz sizi oyun dışı bırakmak amacıyla siper aldığı yerden hedefi bulan birkaç atış yapıyor; karakteriniz ise bunlardan kaçmak için ya eğiliyor ya da çömeliyor. Hemen göze batan nokta: Düşman milis savaşçılarını hakladığınızda, çoğunlukla düşman ya da dost, bunların havada “asılı” kalmaları mümkün olabiliyor. Yazık olmuş aslında, çünkü bunun dışında ragdoll motoru gayet güzel işler başarmış.
EP sisteminin prensibi, diğer tüm rol oyunlarında alışılageldiği şekilde (veya Call of Duty 4’ün çok oyunculu versiyonunda). Her bir soru için 1 deneyim puanı elde ediliyor. Bunlardan yeterince topladıktan sonra, karakteriniz seviye atlıyor veya rütbesi yükseliyor. Seviye atlama sırasında, yeni teçhizatları kullanamaya hak kazanıyorsunuz. A.C.E.S. sistemi ise, EP sistemine paralel olarak çalışıyor. Bu sistem sayesinde farklı başarılara ulaşmak mümkün oluyor. Eğer düşmanı kafasından veya uzak bir mesafeden avlarsanız, EP puanı sadece seviye çubuğuna eklenmekle kalmıyor, ayrıca A.C.E.S. sisteminde “nişancı” puanı olarak ilave ediliyor. Yeterince nişancı puanına sahip olduktan sonra orada seviye atlayabiliyor, konulmuş şartlara bağlı olarak uygun silahlar kazanabiliyorsunuz. Bu A.C.E.S. puanlarından 3 adet bulunuyor. Yukarıda bahsettiğimiz nişancı, suikast ve yakın dövüş puanları. Her puan için, konulmuş şartlar bulunuyor. Bu sistemin güzel tarafı, nasıl oynadığınızı tam olarak görebiliyor olmanız. Yakın dövüşü tercih ederseniz burada çabuk seviye atlayabilir; diğer yandan uzaktan kafa atışlarında da, nişancıda oldukça hızlı bir şekilde 10. seviyeye yükselebilirsiniz. Ancak tüm bunlar Vegas 2’de her şeyin “John Rambo açıkta gördüğü her şeye ateş eder” tarzında yapılması gerektiği anlamına gelmiyor. Arkadaşlarınızın vuruşları da size EP kazandırıyor, ancak bu A.C.E.S. modunda mümkün değil. Eğer hatta, önceden snake kamera ile tespit etmiş olduğunuz, rakibinizin bulunduğu bir alana başarıyla saldırırsanız,.bir vuruş için iki puan alabilirsiniz.
Oyuncular, A.C.E.S. sistemi dışında - önceki oyunda karaktere ait “seviyelerini” Rainbow Six Vegas’ın çok oyunculu birinci bölümünden zaten biliyorlar. Ancak işin güzel tarafı, karakteriniz çevrim dışıyken, hem hikaye modunda hem de terörist avında puanlar toplayabiliyor, hatta çevrim içi modda bile. Yani, Vegas 2’yi her oynandığınızda, karakteriniz bir dolu EP kazanıyor. Çünkü bu sistem, oyunculara, doğrudan çok oyunculu moda geçmek yerine, müdavim oyuncularla bağlantıyı kaybetmeden, önce hikaye modunu bitirmesini şart koşuyor. Sunucu size, sizinle aynı seviyede oyuncunun en çok bulunduğu sunucuyu arıyor.
Vegas 2, grafik olarak hiçbir isteği karşılıksız bırakmamış. Unreal 3 engine en iyi şekilde uygulanmış. Güzel gölgeler ve genel olarak göze hoş gelen dokular sayesinde, güzel seviye tasarımından en iyisi elde edilmiş. Florida’da lüks bir binada geçen “convention” görevi ve Vegas 2’nin son seviyesi, benim özellikle hoşuma gitti. Gerçekten görsel bir şölen. Ses için söylenecek pek bir şey yok. Silah gürültüleri ve başarılı oyun müziği sayesinde Vegas 2, sunum açısından günümüzün shooter oyunlarıyla baş edebilecek düzeyde. Yapay zeka karakterlerinin diyalogları önceki oyundan bire bir aynen alınmış. Bunlar arada sırada aralarında şiddet içerikli bilgisayar oyunlarının öneminden veya bir oyun salonuna kapanıp oynayan yakın akrabalarından bahsediyorlar. Burada “profesyonel oyuncular” da unutulmamış. “Böyle bir oyuncu ne kazanıyordur sence? Gerçekten malı götürüyor bunlar.” Bu gerçekten de eğlenceli.
MS
Kaynak:GamesRapidShare














